50Fakat rabbı onu ıstıfa buyurdu da salihînden kıldı. (.......) fakat rabbı onu ictiba buyurdu - o tabîatte bırakmadı istifa eyledi, inayetiyle derdi topladı, süzdü, mezmum, olmaktan, korudu, öfkeden gamdan kurtarıp yeni baştan vahyine mazher eyledi de (.......) onu salîhînden kıldı - yüz binlere risalet ve şefaat için gönderdi, onları o sebeble azâbdan kurtarıp istifade ettirdi de kendisini salâhta kemale irmiş mürselînden kıldı. Demek ki, her şey gaybe âlim olan rabbın yazısı ve hukmiyle cereyan eder ve onun takdirinde asıl irade kendisinin olmakla beraber istıkbali hale, hâli mâzîye rabt eden ve her hali istıkbalde bir akıbete doğru götüren ve aynî zamanda insanlara da takdirine göre bir salâhiyyet veren ve bu suretle her hususa hususıyyetine göre iyi veya kötü neticeler terettüb ettiren, onun da her lâhzası yine onun hukmüne bağlı olan bir nizam vardır. Kâinat bu suretle kalemi hakkın yazdığı ve yazacağı satırların müfadıdır. Onun için nübüvvet ni'metine mazher olmuş Yunüsün bir öfkesi kendisini balığın karnında habse düşürdü, o öfke ile kalsa idi az daha mezmum bir akıbete düşecekti. Lâkin rabbının onda o öfkeye makabil de bir ni'meti vardı, o ni'metin hayrını, öfkesinin şerrine galebe ettirerek rabbı onu halâs etti ve o suretle onu o öfke huyundan süzüp ni'metiyle selâmete çıkararak tam salâha irdirdi. Öfke veya sabır gibi hallerin bir ucu takdiri ilâhîde bir ucu da insanın iradesine bağlanmıştır. O halde o büyük ahlâkın sahibi ve daha büyük ni'metin mazheri olarak süzülmüş ıstıfa edilmiş olan sen ya Muhammed Mustafa! Yunüs gibi sabırsızlık etme de rabbının bugünkü hukmüne sabret. Vazîfene kemali metanet ile devam edip yarınki hukmünü gözet, görki o kalemi a'lâ gaybda neler yazmış, hakk-u hakikat nasıl tecelli edecektir. |
﴾ 50 ﴿