16Depretme ona dilini iyvedinden onu (.......) ona dilini depretme (.......) onu iveceksin diye - ilh... Bu âyetteki (.......) zamirlerinin merci'i zâhir değildir. Hıtab, mutlak insana olsaydı ma'ziretlerini sayıp dökmeğe kalkışan insanın nefsindekine, ya'ni vicdanındaki ne raci' olabilirdi ve şöyle demek olurdu, ey insan, o gün hisab başında hakkın huzurunda vicdanındakini acele söyleyip de işin içinden çıkacağım diye telâş etme, sakın, dilini bile oynatma, zira onu, o bildiklerini derleyip toplıyan sen değilsin biziz, biz onu derler toplar sana okuruz, sen yalnız bizim okuduğumuzun ardınca gel, ki, o vakıt tam hakkı söylemiş, yanlışlığa düşmemiş olursun. Filvakı' bu âyetin revişinden bu ma'nâ da anlaşılmaz değildir. Lâkin hıtab bil'hassa Peygambere olmak ve sonra da Kur’ân denilmiş bulunmak ı'tibariyle bu (.......) zamirinin evvelâ, bu sırada Peygamberin kalbine nâzil olmakta bulunan Kur’âna raci' olması ıktiza eder. Zira zamirin merciı ma'nen veya hukmen geçmiş olmak kâfi olduğu ve (.......) gibi bir çok yerlerde Kur’ân’ın ismi geçmeden makam karînesiyle ona zamir gönderile geldiği ma'lûm olmakla beraber burada siyakın buna bir delâleti mahsusası da vardır. Onun için tefsirler bu (.......) zamirlerinin Kur’âna raci' olduğunu beyan etmektedirler. Tirmizîde bunun sebeb-i nüzulünü Sa’îd İbn-i Cübery, İbn-i Abbastan şöyle rivayet eylemiştir: Kur’ân nâzil olurken Resulullah iyi bellemek için dilini dudaklarını depretirdi, bunun üzerine Allahü teâlâ (.......) yi indirdi (.......) Anlaşılıyor ki, Hazret-i Peygamber sallâllahü aleyhi vessellem bu Sûre nâzil olurken bilhassa bu noktada lisanını depretmiş, acele okumak istemişti, bu âyet de bunun üzerine nâzil olmuş ve iyi zabt etmek için evvel emirde hareketsiz dinlemek emr olunmuştur. Ya'ni Kur’ân kalbine, basîretine nâzil olurken sâde dinle, acele okumak için dilini oynatma |
﴾ 16 ﴿