19Sonra bize aiddir yine onun beyanı (.......) sonra beyanı da bize aiddir. Lüzûm ve ihtiyac hasıl oldukça vücuhi beyandan biriyle muradın beyan ve izahı da bize aiddir. Ilmi usulde tafsîl olunduğu üzere beyanın vücuhu beştir: beyanı takrir, beyanı tefsîr, beyanı tağyir, beyan tebdil, beyanı zarurettir. Bu suretle Kur’ân’ın bir çok âyetleri birbirlerini beyan ederler. Burada dikkate şayan olan noktalardan birisi de şudur ki, (.......) âyetlerinde Kur’ân, isim değil, kırâet ma'nâsına ruchan vezninde masdardır. İkincisi makrüvv ma'nâsına da olabilir. bu münasebetle burada evvelce zikr ettiğimiz ma'nâya da bir nevi' işaret vardır. Nefsine basîret olan insan her hangi mühim bir hâdise karşısında vicdanının derinliğindeki hatıratı hakkı hakkıyle dinlemek ve kendi nefsine karşı şâhid olmak için acele etmemeli, nefsinin temayulâtını karıştırmıyarak samîmıyyet ve te'enni ile dinleyip ona göre hareket etmelidir. Netekim «(.......) = kalbine danış müftîler sana fetva verseler bile» Hadîs-i şerifinde ve istihare hadîslerinde bu ma'nâ beyan edilmiş olduğu gibi (.......) Hadîsi kudsîsindede bu ma'nâ vardır. Enbiyanın vahyinden maada ilhamat umum için esbabı ılimden değil ise de amellerin hukmü niyyete bağlı ve niyyet umurı kalbiyyeden olduğu ve bunda şehadeti vicdanın ehemmiyyeti büyük olduğu gibi bil'hassa insan ef'al ve akvalinde kendi vicdanına sadık olabilmek için ruhundaki bütün ma'lumatı ve delâili gereği gibi dinlemek ve fücurunu, takvâsını, Allah’ın ilham ettiği gibi sezerek ona göre fi'liyyata girişmek dahi nüfusı mülhemenin şıarındandır. Çünkü huzurı hakka insan onunla çıkacaktır. Ve işte bu ma'naya işarettirki bu âyetleri bu Sûrede bir istitrad halinde bırakmıyarak evvelini âhirine temamen yapıştırmıştır. |
﴾ 19 ﴿