12

İmdi onu dileyen tezekkür etsin

(.......) Artık onu dileyen düşünsün, dileyen bellesin - çünkü menfe'at ve zararı asıl kendine aiddir. Bu cümle tefri' halinde bir cümle-i mu'terızadır. Bu suretle meşiyyete ta'lîk tahyir için değil, Türkçemizde de meselâ «canı isteyen dinlesin» dediğimiz zaman kasdettiğimiz ma'na gibi, bir inzar ve tehdid mahiyyetindedir.

TEZKİRE, esasen tezkir etmek, ya'ni ana ana belletmek ve hatıra getirmek ma'nasına masdar olmakla beraber birşeyi unutturmayıp hatırlatmağa vesiyle olan anımlık ma'nasına müzekkire, muhtıra gibi ism olarak kullanılır. Meselâ parmağa bağlanan bir iplik, unutulmayıp kulakta küpe olacak ıbretli bir söz, bir muhtıra defteri, hep birer tezkire olduğu gibi, bu suretle verilen ögüt, edilen va'z-u nasîhat, yazılan bir eser, bir mektub ve kitablar hep birer tezkiredirler. Ki, bunda esas i'tibariyle ma'lûm olan birşeyi zühûl zamanında hatıra getirip düşündürmek ma'nası asl olmakla beraber o suretle yeniden birşey ıhbar ve ilka etmek, fikir ve hatıra koyup belletmek ma'nası da yok değildir. İşte Kur’ân, âyetleri, sahifeleri, sûreleri ve hey'eti mecmu'ası ile de tarafiilâhîden bir tezkiredir. Onun için bu tezkirenin sıfatı olmak üzere Buyuruluyor ki,

12 ﴿