13

Tekrim edilir

 -

SUHUF, sahîfenin cem'idir. Sahîfe yazılı veya yazılacak kağıttan, kırtastan bir parçadırki bizim sahîfe dediğimiz safhadan e'amm olarak yaprak ve verak dediğimiz kıt'adan ibarettir. Cem'i sahâif ve kütüb gibi suhuftur. Bu suretle sahîfe ve suhuf, mektuba, risale ve kitaba da denilir. Netekim Enbiyaya nâzil olmuş kitablara suhuf denilir. Mukaddimede geçtiği üzere Kur’ân sahîfelerinin bir arada toplanıp şîrazelenerek cildlenmiş olduğu mücellede de mushaf denildiği ma'lûmdur. Kur’ân’ın böyle bir mushafta toplanması ilk evvel Hazret-i Ebubekiri sıddık radıyallahü anh zamanında olmuştu. Ondan evvel ise Kur’ân ta Mekkede nüzulünden i'tibaren hem ezberlenmeğe hem yazılmağa başlamış olmakla beraber her biri ağaçtan, deriden, taştan, kemikten, yapraktan birer safha ve levh halinde i'mal ve tesviye edilmiş ayrı ayrı deffelere, cerideler yazılmış, i'tina ile zabt-u hıfz edilmişti. Bunlara mushaf gibi hepsi bir cildde olmak ma'nasına suhuf denilemezse de her biri bir sahîfe demek olacağından müteferrık bir halde sahîfeler ma'nasına suhuf, onlara da şamil olur. Burada suhuften murad da mutlaka Kur’ân sahîfeleri olmak mütebadirdir ki, bu sahîfeler (.......) de beyan olunduğu üzere kalemi a'lânın levhı mahfuza yazdığı sahîfelere, ve Melâikenin levhi mahfuzdan istinsah edip vahy ile getirdikleri sahîfelere ve sonra mushaf sahîfelerini teşkil eden alel'umum Kur’ân sahîfelerine sadıktır. Bunu gâh levhi mahfuz ve gâh ondan istinsah olunan sahîfeler ve gâh suhufı müslimîn diye vârid olan rivayetler hasra haml olunmayıp vücuhunu beyan olmak gerektir. Ve bu suretle şu zikrolunan evsaf da Kur’ân yazılan bu sahîfelerde tanınması lâzım gelen evsaf ve ahkâm beyandır. Öyle sahîfeler ki, (.......) mükerrem - Allahü teâlâ ındinde şeref ve kerametle mümtaz kılınmış, hürmet ve ta'zîm ile telakkî edilmesi

vâcib, tekrim edilir, muhterem.

13 ﴿