15Kiramı berabere (.......) sefere elleriyle veya ellerinde (.......) zarfı müstekarr olarak suhuftan sıfat ba'de sıfat olmak muhtemil olduğu gibi mutahhereye müteallık olması da melhuzdur. SEFERE, sâfirin cem'idir. Kâtib ketebe gibi. Sâfir, ketb vezninde ve aynî ma'nada, ya'ni yazı yazmak demek olan sefrden kâtib, kitab yazıcı, hattat ma'nasına gelir. Netekim bu maddeden «sinin» kesriyle sifr, kitab demek olduğu (.......) da geçmişti. Bu maddenin aslı, örtülü şey'i açmak, keşf etmek ma'nasına mevzu' bulunduğu ve yazı yazmak da ma'nayı ve meramı bir nevi' keşf ve izah demek olduğu cihetle yazmağa sefr, yazana sâfir ve yazılana sifr denilmiştir. Sefr yine bu münasebetle süpürmek ma'nasına dahi geldiği cihetle bundan sâfir süpürüp temizleyici demek de olabilir. Bir yerden bir yere kitmek ma'nasına ma'lûm olan seferden sâfir, müsafir veya seferber ma'nasına da gelirse de bunun cem'inde sefere denilmeyip esfar veya süffar denilir. Sâfir bir de sefîr ma'nasına gelirki iki kavm beynindeki münaferet esbabını keşf ile islâh edici ilçi demektir. Bunun masdarında seferden ziyade sifaret ve sefaret müsta'meldir. Şu halde sahîfelere nazaran sefere, yazan ketebe veya getiren süfera veya süpürüp temizliyen kitab muhafızları kitabcılar demek olabilir. Ekseriyyetle ketebe veya süfera Melâike ma'nasına tefsîr edilmiştir. Buharîde: rivayet olunan tefsirler şöyledir. - Mutahhere (.......) demektir. Ona ancak mutahher olanlar mess eder ve onlar Melâikedir. Ve bu (.......) gibidir. Hem Melâikeyi hem suhufu mutahher kılmıştır. Çünkü suhuf üzere tathir vaki' olur. Onun için tathir onun gibi onların hâmillerine de yapılmıştır. (.......) Sefere Melâikedir. Vahidi sâfirdir. (.......) demektir. Melâike Allah’ın vahyi ile indiklerinde ve onu te'diye hususunda kavmın beynini ıslâh eden sefîr gibi kılınmıştır. İbn-i Abbas da (.......) ya'ni kitabları yazan ketebe demiştir. (.......) Görülüyor ki, bunda üç mühim ma'nayı temass edilmiştir. EVVELÂ, mutahher «ancak mutahher Melâike mess eder» demek olarak hâmillerin tathirine de işaret olunması ona tealluk eden (.......) nin de onun hâmilleri olan Melâike elleri demek olacağına bir tenbihi tazammun ederki bunda seferenin temizliği muhafaza için daima süpürüp temizliyen hamiller, muhafızlar ma'nasına bir işaret vardır. SANİYEN, sefere, sefirler ma'nasına olarak vahyi getiren Melâike diye tefsîr edilmiş ve hâmiller bu suretle izah olunmuşturki bunda evvelki ma'na da dahil ve ancak bir tahsîs vardır. Sonra da İbn-i Abbasın kavli olarak sefere «ketebei esfar» ma'nasına nalk olunmuşturki bu da hâmilleri diğer bir ma'na ile tahsîs olmakla beraber bir bakışa da min vechin ta'mîmdir. Bu kâtiblerden murad nedir? Bundan ilk evvel (.......) deki kalem ile yazanlar tebâdür ederki bunlar Levhi mahfuzu yazan Melâike ile levhten kütübi ilâhîyyeyi emrolunan mahallere tevdi' etmek üzere hak yazılayriyle istinsah eden Melâikeye, kezâlik kulların defteri a'malini yazan Melâikeye şamil olduğu gibi o kalemin kalemi beşere şumulü taktirinde de Mushaf yazan hattatlara kadar şamil olarak onların vazîfe ve hasletlerini dahi iş'ar etmiş olur. Onun için umumiyyetle müfessirler seferenin sefr veya sifaretten olmak üzere iki ma'nası üzerinde yürümüşler, çokları Melâikeye, ba'zıları Enbiyaya tahsîs etmiş, Katâdeden bir rivayette de ehli Kur’ân diye ta'mîm edilmiştir. Gerçi sifaret ma'nasında: Melâike, Allahü teâlâdan Enbiyaya vahiy getirmek i'tibariyle süfera' mahiyyetinde olduğu gibi Enbiya da ümmetlerine nazaran süfera' demek iseler de burada bilhassa Kur’ân sahîfeleri anlatılırken gerek sifaret ve gerek kitabet noktai nazarından alelumum Enbiyaya intikal be'iddir. Bundan bilhassa Kur’ân’ın nüzulünde ve muhafazasında ve evvel-ü âhîr yazılmasında ve anlaşılmasında hizmeti olan hâmiller murad olunmak ıktiza eder. Ve sefere maddesi esasen keşif ma'nasına mevzu' olmak i'tibariyle eydii sefere, getiren sefîrlerin yazan kâtiblerin ve yazılanı nezafet ve taharetle muhafaza eden veya anlatan ve okuyanların hepsinin ellerine, yalnız ihtimal üzere değil, tenavül suretiyle şamil bir ma'na da anlaşılabilir. Ancak unutulmamak lâzım gelir ki, bu sefere |
﴾ 15 ﴿