4

Ve kıyılmaz mallar bırakıldığı vakıt

(.......) uşera, sürüleri mu'attal bırakıldığı vakıt - aynın kesriyle ışar, aynın zammı ve şinin fethiyle uşeranın cem'idir. Nıfas ve nüfesa gibidir. Aynın zammı ve şinin fethiyle uşerâ, «onlarlı» ya'ni aşeratlı demek gibi olup Arablar on aylık gebe deveye doğuruncıya kadar bu namı verirler ve nazarlarında en kıymetli mallarıdır. Bu suretle bunun cem'i olan ışâr sürüsü ba'zısı yeni doğurmuş, ba'zısı, doğurmak üzere bulanan ve en ziyade bakılması, gözetilmesi lâzım gelen en kıyılmaz mallar demek olur. Bunların ta'tîli ise çobansız, bakımsız mühmel bırakılıvermesidir. Ki, yüz gösteren Kıyâmet hâileleri içinde sabihleri böyle en nefîs mallarını bile ihmal edip bırakırlar. Çünkü o gün (.......) dir. Razînin beyanına göre ba'zıları ta'tîli

ışâr bulutların kurumasından, yağmurların kesilmesinden kinaye olduğunu söylemişlerdir. Çünkü Arab bulutu hâmillere teşbih ederler. Bu ma'na mecaz olmakla beraber tesyîri cibale münasebeti de vardır. Âlûsînin nakline göre ba'zıları da ziraat olunur, oşrü, vergisi alınır arazî, ba'zıları da diyar demişlerdir. Bunlar kıymetli, kıyılmaz malların ta'tîli ma'nasında dahil olur. Kurtubî demiştir ki, kelâm, şiddeti tasvir için temsîl üzerinedir. Çünkü o zaman ne ışâr vardır ne ta'tîl, ma'nâ şudur: ışâr sürüleri olsa sahibleri onları bırakır kendileriyle meşgûl olurlardı (.......) Maamâfih âyetler tertîbe delâlet eden (.......) ile değil, vav ile atf edilmiş olduğundan bunlar tesyîri cibâlden önce ve Arzda zelzelelerin başladığı hengâmda olabilir. Ve o zaman ışâr da, diyâr da, sair kıymetli mallarda mevcud iken dehşetler içinde hepsi mu'attal bırakılır. Şu da öyle olmalıdır.

4 ﴿