5

Ve vuhuş toplandığı vakıt

(.......) vuhûş haşr olunduğu vakıt -

VUHUŞ, vahşî hayvanlarki «vahş» in cem'idir. Vahş, vahşî müfredinin ismi cinsidirki insana ünsiyyet etmiyen berrî hayvana denilir, ünsî ve ehlînin zıddıdır. Lisanımızda yabanî diye de ta'bir olunur. Işâre münasebeti, ehlî ile yebânînin tekabülüdür. Bu münasebetle atıfta bu zıdların cem'i var demektir. Bundan dolayı murad ehlî ve yebanî mutlaka behâimin haşri denilmiştir. Bu da üç vech ile tefsîr edilmiştir.

BİRİNCİSİ: her taraftan istîlâ eden havf-ü dehşet içinde hayvânatın ötedenberi korka geldiği şeyleri unutarak deliklerinden ve yuvalarından çılgıncasına fırlayıp ne birbirlerinden ne de insanın satvesinden çekinmeksizin bir araya toplanması demektirki eşrâtı sâatten olmak üzere ilk nefhadan önce insanları ve hayvanları sürüp sevk edecek olan ateş çıktığı vakıt olacaktır.

İKİNCİSİ: hayvanâtın haşri ölüm ve helâkta toplanmaları denilmiştir. Çünkü kıtlık olduğu yıl, (.......) denilirki kıtlık helâk etti demektir.

ÜÇÜNCÜSÜ: Katâde ve bir takımlarından rivayet olunduğu üzere haşri vuhûş hayvanların da kısas için ba's olunup mahşere toplanmalarıdır. Müslim ve Tirmizîde Ebû Hüreyreden rivayet olunduğu üzere Resulullah sallâllahü aleyhi vessellem buyurmuştu ki, her halde hukuku ehline eda edeceksiniz, hattâ kabâş koyunun boynuzlu koyundan kısas suretiyle hakkı alınacak. Ahmed İbn-i Hambelin rivayetinde: ve hattâ karınca karıncadan. Katâde de bu âyette demiştir ki, her şey hattâ sivrisinek kısas için haşr olunacak, tefsiri Razîde: mu'tezile demiştir ki, Allahü teâlâ o gün hayvanâtın hepsini haşr edecek ki, Dünyada mevt, katl ve sâir sûretle onlara irmiş olan elemlerin ıvazını vermek için: Ondan sonra ba'zılarını Cennette ibka eylemek dilerse müstahsen olduğu takdirde yapar, dilerse haberde vârid olduğu üzere ifna eder. Ashabımız Ehl-i Sünnete göre ise Allahü teâlâ üzerine istihkak hukmiyle bir şey vâcib olmaz. Ve lâkin o vuhuşun hepsini haşr edecek de kabaşın boynuzludan hakkı alınacak. Sonra onlara ölün! Denecek ölecekler. Ba'zıları sekaleynden maadası mükellef olmadıkları için haşr olunmaz demişlerdir. Lâkin Tirmizî hadîse Hasen, sahih demiştir. Şu kadar ki, o hadîs bu âyetin tefsiri olarak vârid olmuş değildir. Burada haşrivuhuş, ta'tîli ışâr ile tesciri bihâr arasında zikredilmiş olmasına nazaran da bu haşrin suâli gibi ba'isten sonra değil, Dünyada olacak hadisat sırasında olması zâhir görünür. Onun için birinci ma'na müreccahtır. Hadîs, adaleti ilahiyyeyi ayrıca bir beyan olarak sahihtir. Fakat bu âyetin onunla tefsirini iktıza etmez. Ancak bu âyet onu da hatıra getirebilmek i'tibariyle o ma'nada düşünülebilir. Çünkü vav ile atıf tertibi de iycab etmez.

5 ﴿