9Sorulduğu vakıt (.......) ki, hangi günâhla katledildi? - (.......) MEV'ÛDE: küçükken diri olarak gömülüp öldürülen kızcağız demektir ki, (.......) den müştaktır. Ve'd, aslında evd gibi ağır basmak ma'nâsiyle alâkadar olup câhiliyye Arablarının kız çocuklarını diri diri kabre gömmek âdeti şenîalarına denilir. Müfessirînin beyan ettikleri vechile câhiliyye Arablarında bu çirkin âdet şayi' idi ve bunu türlü türlü yaparlardı, kimisi kızlar yüzünden bir ar gelmek korkusiyle yapar, kimisi zügürtlük ve besliyememek korkusiyle yapar, kimisi de Melâike Allah’ın kızlarıdır dediklerinden dolayı kızlarını da Melâikeye ilhak etmek üzere Allah’a daha lâyıktırlar diye yaparlardı. Âlûsînin beyanına göre bir değil, bir çokları zikr etmiştir ki, bir adamın bir kızı doğduğu vakıt onu öldürmeyip berhayat bırakmak istediği surette ona yünden veya kıldan bir cübbe giydirir badiyede koyun veya deve güttürürdü. Öldürmek istediği takdirde de bırakır altı yaşlarına doğru gelince anasına bunu temizle, süsle, hısımlarına gezmeye götüreceğim der, halbuki sahrada bir kuyu kazmıştır onu oraya götürür, baş şunun içine der, sonra arkasından iter ve toprağı yığar, kuyuyu arz ile dümdüz edene kadar örterdi. Bir de gebe kadın vaktı yaklaştığı zaman bir kuyu kazar, ağrısı tutunca başına gider, kız doğurursa onu onun içine atar, oğlan doğurursa alıkordu denilmiştir. Kamus şârihi derki: Cahileyyede Arablar kız evlâdını açlık veya ar gelme korkusundan kabre defn ederlerdi, ba'zıları açlık korkusiyle oğlanı dahi defn ederlerdi. (.......) olbabda nâzil oldu (.......) burada şöyle demiştir: Bak şu kasvete, şu katı yürekliliğe, şu fakr-u âr korkusundan başka bir günahı olmıyan ma'sum kızcağazları öldürmek vahşetineki Arabın kalbine müslimanlık karıştıktan sonra nasıl merhamet ve şefekate mübeddel olmuş, islâm bu çirkin âdeti temamen mahvetmekle bütün insaniyyete ne büyük bir ni'met olmuştur (.......) Âlûsî, Bezzar, ve Künâda Hâkim ve Sünende Beyhekî Hazret-i Ömer İbn-i Hattab radıyallahü anhden rivayet etmişlerdir. Demiştir ki, Kays İbn-i Asımı temîmî Resulullaha geldi de ben, dedi: cahiliyye de sekiz kızımı ve'd ettim, Peygamber sallâllahü aleyhi ve sellem, her birinden bir rakabe azâd et buyurdu, o, ben dedi deve sahibiyim, o halde buyurdu her birinden bir bedene hedy et (.......) islâm makablini keser atar» olmasına nazaran bu emir, tevbenin sıhhatinde vücub için olmayıp nedb için olmak gerektir. Ve bunda ve'din pek büyük cinâyet olduğuna ayrıca bir tenbih vardır. Maamafih Arablar içinde ve'di çirkin görenler de vardı. Ferezdekın dedesi Sa'sa'a İbn-i nâciyetelmücaşıy kavmı Benî temîmden mevûdeleri fidye ile kurtarırdı, Ferezdak şu beytinde (.......) diye onunla iftihar etmiştir. Taberanî, müşarunileyh sa'sa'adan şöyle rivayet etmiştir: Ya Resulâllah dedim: ben câhiliyyede ba'zı ameller işledim onlarda bir ecir var mıdır: üçyüz altmış mev'ûdenin hayatını kurtardım her birini iki uşera' naka ile iştira ederdim, bunlarda bana bir ecir varmıdır? Hazret-i Peygamber sallâllahü aleyhi vessellem buyurduki: sana onun ecri var, çünkü Allahü teâlâ sana islâmı in'âm buyurdu» demiştir (.......) Ve'd denilen bu büyük cinâyetin hâsılı, evlâdını öldürmekten ıbâret olduğu ve bunun en çok sebebi fukaralık ve besliyememek korkusu bulunduğu için Sûre-i En'amda (.......) Sûre-i İsrada (.......) âyetleriyle de defe'at ile nehy olunduğu gibi Hazret-i Peygamber sallâllahü aleyhi ve sellem kadınlardan biy'at alırken (.......) evladlarını katl etmemek kaydının da tasrih olunduğu Sûre-i Mümtehanede geçmişti. Bu âyetlere nazaran yalnız gömmek suretiyle değil, her hangi bir suretle olursa evlâdını amden öldürmek de böyle büyük bir cinayettir. Onun için (.......) buyurulmuştur. Şu halde iskatı cenîn, kasden çocuk düşürmek dahi evlâdını katletmek olduğu için aynî mahiyyette bir katil cinâyeti olduğu unutulmamak lâzım gelir. Câhil bedevîlerin ve'd vahşetlerini, dinlerken tüyleri ürperen Medenîlerin iskatı cenîn cinâyetlerinden yüzleri kızarmamasına da, ne kadar te'essüf olunsa azdır. Hattâ azlin bile bir ve'di hafî olduğu hakkında bir Hadîs-i şerif merviydir. İmam Ahmed, Ebû Müslim, Ebû Davud, Tirmizî, Nesâî , İbn-i Mace, Taberanî ve İbn-i Merduye Huzâme (.......) binti Vehbden rivayet etmişlerdirki Resulullah sallâllahü aleyhi ve sellem Hazretlerine azilden suâl olundu (.......) o ve'di hafîdir» buyurdu demiştir. Bundan dolayı azlin de hörmetine kail olanlar olmuşsa da Fıkıhde kerahet olması tahkîk olunmuştur. Çünkü nesli kesmeğe bir yol, bir sûiisti'mâldir. Azl, ve'di hafî olunca hılkatı tebeyyün etmiş cenînlerin iskatı ve yeni doğan yavruların itlâfı gerek tesebbüb ve gerek mübaşeret i'tibariyle ve'di celîye mübaşeret veya tesebbüb ma'nasında (.......) nehyi sarihinin hükmü dahilinde haram bir cinâyet olduğunu anlamak kolay olur. Şayanı dikkattirki burada tezvici nüfustan sonra mes'uliyyet vaktı ihtar olunurken ve'din ve bigayrihakkın katli nüfusun mes'uliyyetindeki ağırlık anlatılmak üzere evvel emirde hâmîsi yok farz edilen mev'ûdenin suâli tasrih olunmuş ve bunun evvelâ katile değil, katl olunan ma'sum kızcağaza sorulacağı anlatılarak (.......) buyurulmuştur. Cinâyetin sebebi doğrudan doğruya cânîye sorulmayıp da da'vacısı olan ma'sum mev'ûdeye sorulması o ve'di yapan katilin vicdanını sızlatacak ve hâmisiz gördüğü mazlûmun karşısında mağlûbiyyetini duyuracak ve haksızlığını bütün ma'nâsiyle tanıtarak hakkın huzurunda hiç bir müdafeaya kadir olamıyacak vechile gayz ve ukubete istihkakını anlatacak şiddetli bir ıhtar ve ta'riz vardırki buna tebkît ta'bir olunur. Netekim Nesârâ müvacehesinde Hazret-i Isâya (.......) diye sorulması da Nesârâya bu kabîlden bir ta'rız ile tebkîttir. Bundan başka her türlü amellerin hisabı rü'yet olunacağı da şununla anlatılıyor. |
﴾ 9 ﴿