26Ve onun vurduğu bağı kimse vuramaz (.......) Buradaki «azâbehu» ve «vesâkahu» zamirlerinde iki vecih vardır: Birisi Allah’a raci' olmasıdır ki, Allah’ın o gün o insana ettiği âzâbı kimse edemez ve vurduğu bağı kimse vuramaz. Demek olur. Bundan murad da o günkü azâbın şiddetini, kayd-ü bendin kuvvetini beyan olur. Birisi de insana raci' olmasıdır ki, bu daha râcihtir. Bu surette ma'na şu olmalıdır: O gün öyle diyecek olan insanın kendine ettiği azâbı başka birisi etmez ve kendine vurduğu bendi kimse öyle sıkı vuramaz. Çünkü bugün bu azâb ve bend ona sırf kendi küfrünün ve kötü amellerinin cezası olduğundan kendi kendine etmiş demektir ki, (.......) mazmunudur. Kisaî ve Ya'kub kıreatlerinde (.......) ve (.......) in ve (.......) nın fethiyle meçhul okunur ki, bunda zamîrin o insana raci' olduğu müteayyindir. Onun azâbı gibi kimse ta'zib olunmaz ve onun bağlanışı gibi kimse bağlanmaz. Dünyaya gönül bağlıyan ve ıtminanını ancak Dünya lezâizinde bulan kâfir insanın âkıbeti bu olduğu anlatıldıktan sonra buna mukabil Allah’a gönül bağlıyan ve ıtminanını ancak onun zikr-ü itaati ile rızasında bulan nefsi mutmeinnenin âkıbeti anlatılmak için de buyuruluyor ki, |
﴾ 26 ﴿