6O gün nâs, müteferrık surette fırlıyacaklardır, amelleri kendilerine gösterilmek için (.......) o gün insanlar fırka fırka, muhtelif halde sudur edeceklerdir. -SUDUR, vürudün zıddıdır. VÜRUD, suya gitmek olduğu gibi sudurda sudan dönmektir. Ta'biri âharle vârid gelen, sâdir giden demektir. Ya'ni varmış oldukları yerden dönüp çıkacaklar, kabirlerinden mevkıfe, mahşere doğru muhtelif surette fırlıyacaklar, kimisi yüz aklığıyle kimisi yüz karasıyle, kimisi selâmet, kimisi korkular, dehşetler içinde, kimisi binidli, kimisi yayan, kimisi serbes, kimisi zencirlerle mukayyed, hasılı kimisi bahtiyar, kimisi bedbaht, yâhud İbn-i Abbastan merviy olduğu üzere (.......) mucebince her dîn ve millet sahibi ayrı olarak kendi önderleri arkasında, yâhud (.......) buyurulduğu üzere her ferd ilk yaradılışı gibi tek başına olarak, yâhud ba'zılarının kavlince aktara göre dağılmış olarak sâdır olacaklar. Yâhud mahşere vürud ettikten sonra kimisi kitabını sağından almış ashabı yemînden olarak Cennete gitmek üzere kimisi de kitabını solundan veya arkasından almış ashabı şimalden olarak Cehenneme gitmek üzere mahşerden ayrılacaklar (.......) amelleri kendilerine gösterilmek için -ki, hayır veya şer her ne işlemişlerse ona göre cezasını almak üzere amellerini hakkıyle görsünler, defterleriyle mizanlariyla hisablarına vâkıf olsunlar. Bu ma'na sudurün mahşere doğru olmasına nazarandır. Mahşerden sudure nazaran ise hayır veya şer her ne ise amellerin cezasını görsünler, ya'ni ehli Cennet Cennete, ehli Cehennem Cehenneme girsinler demek olur. |
﴾ 6 ﴿