19

Onları bir mucize olarak uyuttuğumuz gibi, birbirlerine sorsunlar diye kendilerini uyandırdık da içlerinden bir sözcü şöyle dedi: "Ne kadar durup kaldınız?" (Kimi) "Bir gün ya da günün bir parçası kadar kaldık" dediler. (Kimi de) şöyle dediler: "Ne kadar durduğunuzu, Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi, bu gümüş paranızla şehre gönderin de baksın, hangi yiyecek daha temiz ise, ondan size azık getirsin. Hem çok dikkatli davransın ve sizi kimseye sezdirmesin."

Ve İşte böylece, yani bir mucize olarak senelerce uyutup koruduğumuz gibi onları uyandırdık, yani bir mucize olmak üzere diriltir gibi uyandırdık ki birbirlerine sorsunlar. Kendi durumunu bilmek her şeyden önce geldiği için uyandırılmalarının ilk hikmeti kendi durumlarını anlamak için, şu şekilde birbirlerine sormaları oldu: Bunun için içlerinden biri: "Ne kadar durdunuz?" dedi. "Bir gün veya daha az bir zaman kaldık" dediler. Kimi öyle dedi, kimi de öyle. Nasıl ki kıyamette uyandırılarak haşre gönderilecek olanlar hep böyle sanacaklar (Bakara Sûresi'ndeki âyetinin tefsirine bkz.: 2/279) Bu karşılıklı konuşma esnasında kimi de fazla durulduğunu sezerek anlaşmazlığa son vermek için "ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir." dediler.

Bundan dolayı aranızdaki ihtilafı bırakınız da Şimdi birinizi şu gümüş paranızla şehre gönderiniz de hangi yiyecek daha temiz baksın ve size ondan bir rızık getirsin ve çok dikkat ve nezaketle hareket etsin ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.

19 ﴿