29Gök ve yer onların üzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi. "Yemin olsun ki, onlardan önce Firavun kavmini fitneye düşürdük." Bu ifade yüce Allah'ın intikamlarından bir örneği beyandır. Yine Firavun kavminden örnek getirilmesi Firavun hükümetinin en büyük zulüm ve şer hükümeti olması ve "Çünkü o üstün müsriflerden idi." (Duhan, 44/31) buyurulacağı üzere öldürme ve cinayetlerde ileri gidenlerin en üstünü bulunması itibarıyladır. Sonuç olarak üzerlerine ne gök ağladı ne yer. Burada bir kaç açıklama tarzı vardır: 1- Vahidî'nin Basıt'te dediği üzere Enes b. Malik (radıyallahü anh) rivayet etmiştir ki Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlardır: "Hiçbir kul yoktur ki gökte ona iki kapı olmasın, bir kapıdan rızkı çıkar, bir kapıdan da ameli girer, o öldüğü zaman onu kaybederler ve ona ağlarlar, böyle buyurup bu âyeti okudu. Buyurdu ki: Çünkü bunlar yeryüzünde salih bir amel yapmamışlardı ki yer ağlasın, göğe de ne salih bir amelleri ne de hoş bir sözleri çıkmamıştı ki gök ağlasın. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşü budur." 2- Gök ehli "göktekiler" ve yer ehli "yerdekiler" takdirindedir. Yani ne melekler ağladı, ne müminler, tam tersine onların ölmesi ile sevindiler. 3- Büyük bir adam vefat ettiği zaman Cihan ağladı, yer gök ağladı gibi deyimlerle musibetin büyüklüğünü anlatmak için abartmak âdettir. Keşşaf sahibi Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'den nakleder ki şöyle buyurmuştur: "Herhangi bir mümin ağlayıcıları bulunmayan bir gurbette ölürse herhalde ona yer ve gök ağlar." Cerir de bir beytinde şöyle demiştir. "Güneş doğmaktadır tutulmuş değil, Sana gecenin yıldızlarıyla ay ağlıyor." Bir de bunda onları alaya almaya benzer bir aşağılama vardır. Yani onlar kendilerini öyle büyük sayıyorlardı, ölecek olsalar kendilerine dünyaların ağlaması gerekir, oysa hiç de öyle olmadı, tam aksine bütün alemler sevindi. |
﴾ 29 ﴿