34

Biz de onların üzerlerine (taşlar savuran) bir fırtına gönderdik. Yalnız Lût ailesini seher vakti kurtardık,

Zira biz onların üzerlerine şiddetli bir ses salıverdik. Yani evlerinin önünde titreşerek bakışıp dururlarken yıldırım çatlar gibi gökten şiddetli bir gürültü koptu, yerden de bir deprem. Ağılcının topladığı çalı çırpı kırıntıları gibi kırılıp dökülüverdiler. Çoban ağılının etrafına hususi bir mekân olmak üzere çekilen çalı çırpının döğülüp çiğnenerek çürümüş olan kırıntıları gibi, yahut çobanın ağılında yaktığı çalı çırpının yanık kırıntıları gibi kırılakaldılar. Bu teşbihin içeriğinde de düşünülecek mânâlar vardır. Kur'ân'ı da kolaylaştırdık, düşünmek için fakat hani düşünen? Düşünüp de bu mânâlardan ibret alacak ve ona göre hareket edecek olan? Lût kavmi de uyarıları (ve uyarıcıları) yalanladı. Bu kıssanın da çeşitli yerlerde zikri geçti, fakat sırf tekrar suretiyle değil, geçtiği her yerde hususi bir noktasına işaret edildi. Onun için biz üzerlerine salıverdik. Çakıl, taş yağdıran melek yahut rüzgar, üzerlerine cehennem vadisinden istif edilmiş taşlar yağdırıyordu. Ancak Lût'un iman eden mensupları müstesnâ ki karısı hariç olmak üzere ailesinden bir kaç kişi idi. Onları bir seher vakti, yani sabaha yakın kurtardık. Selamete çıkardık.

34 ﴿